Çok önemli lütfen beğendiyseniz paylaşır mısınız?

Sonuna kadar okumayana KÜSERİM 


KUŞ GRİBİNİ  

hatırlıyor musunuz ???


Hafızamızı yeniden tazeleyelim o vakit 

Evet halk arasında kıran olarak bilinen bir tavuk hastalığı 

Gerçek adı ise tavuk vebası 

Hatta Kahramanmaraş’ta birisine beddua ederken "Gıran giresice" derler  


Neredeyse tüm köylüler tüm Çiftçiler bu hastalığı bilirler yüzyıllardır ülkemizde bu hastalık görülür hatta komşu ülkelerde de görülür.


Göçmen kuşların uçuş güzergahı üzerinde olan köylerden başlar, yavaş yavaş içeriye doğru aşılı olmayan hayvanları etkisi altına alır ve ölümler yaşanır. 


Hatta bazı köylerde şöyle esprilere konu olmuştur: Bir köyde size tavuk ikram ediliyorsa kesin gıran girmiştir.


Ya da bir köylü tavuğunu keserse ya köylü hastadır ya tavuk hastadır şeklinde espriler olmuştur


Buradan hastalığı küçümsediğim anlamı çıkmasın lütfen 

İnsandan daha değerli bir şey yoktur elbette 

Fakat önemli bir konuya dikkat çekmek istiyorum. Bu yüzyıllardır var olan hastalık ve bununla yaşamayı öğrenmiş bir insanlık var.


Türkiye’de köy denildiği zaman akla taze yumurta süt ve domates gibi ürünler gelir. Köylerde sokaklarda tavuklar dolaşıyor az da olsa. Köyde yaşayan insanlar köy yumurtası yedikleri ile övünürlerdi. 

Şehirde yaşayan insanlar ise köyden gelen yumurtalara rağbet gösterir hatta üzerinde tavuk pisliği olmayan yumurtaları köy yumurtası olarak kabul etmez satın almazlardı.


Kuş gribi yani tavuk vebası sonrası ülkemizde dış ülkelerin baskısıyla büyük bir tavuk katliamı yapıldı. Hasta ya da hasta olmayan ve köylerde yaşayan bütün tavuklar canlı canlı gaz odalarında öldürülüp çuvallara dolduruldu.

Devlet eliyle yapılan bu katliamın aslında dış güçler tarafından yapılmış bir operasyon olduğunu o dönemlerde de yazmıştım.



Tümüyle dünyadaki beyaz et ve yumurta lobisi iş başındaydı ve az gelişmiş ülkelerde bu operasyonu zaman zaman yapıyorlardı.

Türkiye’de yayın yapan basın organlarını bir şekilde satın alarak olayı büyüterek hükümeti  bu duruma müdahale etmek zorunda bırakıyorlardı.


Avrupa birliği uyum yasaları ve gıda kodeksi sözlerinin medyada çokça yer bulduğu bir dönemdeydi 

İnsan sağlığı daha önemli idi ve tavukların acilen yok edilmesi gerekiyordu. Operasyon aynen söylenildiği gibi yapıldı.

Proje hayata geçmişti. Artık köyde yaşıyordunuz ama köy yumurtası yok. Aynı şekilde köy tavuğu de  yiyemiyordunuz.


Şimdilerde köylerde sadece çıkma tavuk olarak bilinen bütün tüyleri yolunmuş garabet bir hayvan tıkış tıkış kamyonetler içerisinde tek tek satılıyor. Gagaları kesilmiş otlamayı bilmeyen iki yıl üst üste yumurtlamaktan harap olmuş bu hayvanları bir umut ile köylümüz satın alıyor ama nafile.

30 yıl hapiste yatmış mahkumlar gibi bir türlü köy ortamına adapte olamıyorlar ve kısa süre içerisinde ölüyorlar.


Yani bizim o köylerde dolaşan bağışıklık sistemi güçlenmiş yıllara meydan okuyan tavuklarımız horozlarımız çuvala basıp devlet eliyle öldürüldü.

Şimdi köyde yaşayanlar da artık marketlerden hapishanede yaşamış tavukların yumurtasını tüketiyorlar.

Köy yoğurdu yerine marketten yoğurt alıyorlar, paket sütü satın alıyorlar, karpuz kavun yiyeceklerine cips ve kola tüketiyorlar. 


Köy marketlerinde bisküvi cips ve kola satılıyor. Market dolapları ağzına kadar sanal içeceklerle dolu. Köye gittiğiniz zaman üzeri bol köpüklü bir ayran isterseniz biraz beklemeniz gerekiyor.



Peki ne oldu bize? Bize bunu kim yaptı'

Biz neden bu oyunlara geldik?


Sonuç:

Ülkedeki köylerde köy tavuğu  kalmadı.

Tavukçuluk bir endüstri oldu Türkiye’de yüze yakın firma beyaz et sektörüne girdi.

Köylünün ürettiği mallar piyasayı dengelemekte kullanılıyordu ortadan kalkınca tümüyle pazar endüstriye kaldı. 


Sayıları yüzün üzerinde olan bu firmalar birbirlerini batırmak için ellerinden gelen rekabeti yaptılar ve sonrasında güçlü olan zayıf olanı satın aldı. Şimdi ise sayıları onlarla gösterilen rakamlarda beyaz eti üreticisi var.

Bu kalan firmaları da yurtdışından gelen güçlü sermayeler satın aldılar.



Yani elimizde piyasayı kontrol edecek hiçbir şey kalmadı. Tavukçuluk yapıyorum diyenlerin hepsi fasonculuk yapıyor kime?


İşte o yurtdışından gelen ve bizim firmalarımızı teker teker elimizden satın alan kapitalist sistemin savunucularına ve temsilcilerine 

On yıldır amelelik yapıyorlar.


Son üç yıl içerisinde beyaz et sektöründe ciddi dengeler bozuldu ve firma sayısı önümüzdeki yıllarda beşe düşecek gibi bunların da yabancı sermayelerden oluştuğu düşünülür ise çok önemli ve stratejik bir alanı nasıl kimlerin eline teslim ettiğimiz çok net anlaşılıyor.


Kuş gribi ile başlayan serüven çok değerli firmalarımızın elimizden çıkmasıyla son buldu. 

Bu bir oyundu ve biz bu oyuna geldik.


Bütün bunları neden anlattım?

Şimdi aynı senaryo büyükbaş hayvancılık üzerinde oynanmaya çalışılıyor.

Küçük firmalar herhangi bir sebeple sahadan uzaklaştırılmak isteniyor.


Büyük başın  büyük derdi var büyüklerde büyük sıkıntı içerisinde ama onların bir yedek akçesi var zarar etseler de bunu tolere edebilecek başka gelirlere sahipler. Bugün zarar ederim ama yarın kazanırım düşüncesi büyükler için her zaman var. Küçükler için böyle bir şey söz konusu değil küçükler bir defa battığı zaman soluğu fabrika işçiliğinde alıyorlar.


Evet şu anda göz göre göre besi hayvancılığı ve süt hayvancılığı yok ediliyor!



Enflasyon dengelemek pahasına tüketiciye ucuz bir ürün sunmak pahasına bedavaya üretime zorlanıyor üretici. 

Küçük üretici bu zor dönemi geçiremedi ve yok oluyor.

Üretici sayısı her geçen gün düşüyor fakat hayvan sayısı aynı oranda düşmüyor büyükler daha büyük işler peşindeler. Tavukta oynanan oyunun aynısı bu defa büyük başta oynanmaya çalışılıyor.


Buradan yetkililere seslenmek istiyorum: Küçük üreticiyi bitirdiğiniz gün bu işin kontrolü tamamen elimizden çıkmış olacak.

Büyükler daha da büyüyecek ve küçükleri satın alacaklar. Sonra bu büyük çiftlikleri yabancı sermayeler satın alacak.

Ve tümüyle gıda da dışa bağımlı olacağız.


Şimdilerde hayvancılık Arap yatırımcıların çok gözdesi. Gün geçmiyor ki bir Arap yatırımcı benimle iletişime geçmesin. 

Onlara bu sektörün para kazanmadığını hatta zarar ettiğini anlatmaya çalışıyorum ama nafile...

İnadına çiftlik kurmak hayvan satın almak için özel bir gayret içerisindeler.


Şahsen ben hayvan satmak ve çiftlik kurmak işi yapan birisi olarak bu yatırımcılar benim iştahımı kabartıyor olması gerekirken filmin sonunu bildiğim için acı duyuyorum.

Evet bugün kaybediyor diye çıktığımız bu sektörler yabancıların eline geçecek.

Kendi ülkemizde kendi malımızı parayla satın alacağız.


Stratejik ürünler tarım ürünleri hayvansal üretimler stratejik öneme sahip dengelerdir.

Savunma sanayii kadar es 400 kadar atak helikopteri kadar önemlidir.


Tarım ve hayvancılık ekonomistlerin inisiyatifine bırakılmayacak kadar stratejiktir.

Yarın çok geç olacak herkes her şeyi anlayacak ama iş işten geçecek.


Kuş gribini  sakın unutmayın!


Köylerde artık tavuk yok yumurtası da yok. Şimdilerde köylerde inek de kalmadı.

Küçük üreticiye verilen destek teşvik hibeler ise koca bir bina yangınına bardakla su taşımaya benziyor.


Bakınız ülkemizde yetişen üniversite öğrencileri ineğin yavrusuna sıpa demeye başladılar.

Sonumuz yakındır.


Eşref şekerli 

Çiftçi /hayvancı /dertli / endişeli